Sultan III.Selim
- Serkan Gazel
- 9 Haz 2025
- 2 dakikada okunur
Osmanlı imparatorluğunun XX. Sultanı olan, 3.Selim’in hükümdarlığı 1789 da başlamış, ve 1807’de sonlanmıştır
1761 de doğuyor. Babası 3.Mustafa öldükten sonra, padişah olan 1.Abdülhamit döneminde, kafes hayatı yaşıyor. Bu esnada, edebiyat, müzik, tarih gibi konularda kendini geliştiriyor. Şiirler yazıyor, ney üflüyor, besteler yapıyor. Bir yandan da dünya siyasetini ve Osmanlı iç işlerini takip ediyor ve kötü bulduğu gidişatı nasıl iyileştirilebileceğini düşünüyordu.
Selim, henüz şehzadeliği döneminde, Fransa kralı 16.Luis ile mektuplaşmaya başlamış.3.selim ilerici bir padişahtı ve son dönemde savaşlardaki yenilginin temel sebinin avrupa seviyesinde modernleşemeyen ordu olduğunu görüyordu.
Selim’in şehzadeliği ve tahta çıktığı dönemde Osmanlı Devleti ciddi bir savaş içindeydi. 1787’de ruslarla ve bir yıl sonra da avusturya ile savaşa girilmişti.
Cephede işler iyi gitmiyordu. Ruslar, Osmanlı için kritik önemde olan Özü ve Hotin kalelerini almış ve burada yaşayan 50 bin sivili öldürmüştü. Padişah 1.Abdülhamit bu üzüntüye dayanamayarak, felç geçirmiş ve ölmüştü. Böylece, taht sırası Selime gelmişti. Nihayet, avusturya aldığı tüm toprakları iade edecek şekilde Ziştovi anlaşması yapıldı. Ruslarla ile Yaş anlaşması yapıldı. Bu anlaşmaya göre Osmanlı, Kırım’ın Rusyaya ilhakını tanımış ve kritik Özi kalesini Ruslara bırakmıştır.
Gerek ordu da, gerekse bürokrasi de işler iyi gitmiyordu. Ordu modernlikten uzakta kalmış, yeni teknolojiyi kullanmamakta ve bürokraside ise ciddi bir liyakat ve rüşvet sorunu vardı.
3. Selim, başa geçtikten sonra, 1789’da, bürokrat, asker ve ulemanın önde gelenlerinden oluşan bir konsey kurdu. Bu konseye, meşveret meclisi adı verildi. Bu meclisin görevi, kötü gidişim sebeplerini ortaya koymak ve çözüm önerilerini padişaha sunmak idi. Bu meclise ilave, Fransa ve Avusturya’ya temsiciler göndererek oradaki ordu ve bürokrasiyi inceletmiştir. Kendisine sunulan raporlar sonucunda, askeri düzen, eğitim, ekonomi ve sosyal hayatta bir dizi ıslahat yapılması gereğini görmüştür.
Hayata geçirilicek bu yenilik hareketine Nizam-ı Cedid yani yeni düzen denmiştir. Her ne kadar nizam-ı cedid ifadesi, yeni ordu gibi bilinse de, aslında ekonomi, eğitim, idari konularda da yeniliği içeren top yekün bir yenilik hareketidir.
İdari alanda en büyük problem, Rumeli ve Anadolu Beylerbeyliklerine, merkezin sözü geçmiyor. Taşra yöneticilerinin liyakatsiz oluşu ve bürokratlarda rüşvet ve çıkarcılık had safhadaydı. İlk etapta bu kişiler ayıklanarak, yerlerine yeni yöneticiler atanmıştır
Savaşa gitmediği halde maaş defterinde adları olanlar belirlenmiştir. Meyhaneler kapatılmıştır. Bulunduğu bölgenin belediye başkanı diyebileceğimiz Ayanlar halkı soyuyor ve adalet dağıtmak beklenen kadılar ise, keyfi karalarla halkı bezdirmişti.
Yorumlar